"Ben, Afrika'da kanat çırpan kelebeğin, Kuzey Amerika'da yarattığı kasırgayım. İmgelem tanrısıyım ben, yitik, çünkü yaratmıyorum. Ben sesi esriklik, ruhu yanılgı olan, yaratmadan yaratan 'TİN'im. Ben, KAOS'um!
'Ben'im!...
Ben, senin her zaman aradığın ve asla bulamayacağın kimseyim. Belki tanrının kendisi bile, 'Dipsiz Derin'liğin uçsuz bucaksız dibinde beni aramaktadır, onu tanımlayayım diye. Ama -çok yaşlı- tanrının laneti ikimizin de üzerinde dolaşıyor; bizi birleştirmesi gerekirken ayırıyor ki, yaşamla yaşamdan beklediğimiz tek şey olsun."
Fernando Pessoa'dan esinle...
Ey, elinde katartik kırbacı ile zalim Thyke!
Kamçıla dur bakalım şu ruhu
acının çayırlarına...
Help meeeee! (Kelis'le birlikte yedin bitirdin be Timo Maas)
"İçimde şahlanan yürekle şu suslu puslu gecede, elbet bir gün ben de bu dağları, bu kayaları birbiri üstüne yığarak yükselir, benden başka bütün varlıkları aydınlatan güneşi medarından koparırım"
Calderon de la Barca'dan esinle...
Bir korkuluk olsam şu "yas tarlası"nda,
Paçavradan bir pelerin dalgalansa,
Ak kesse elem, acı 'varlık'tan düşse...
Bir fırçam olsa şu elim rüyada,
Azap çölüne bir kırlangıç çizse,
Dipsiz geceme yıldız boyasa...
"Otuz yaş üstü depresyonu" diyeni boğarım, ona göre :)))